Başımıza Gelenler, Yol Hikayeleri

Azrail Teğet Geçti

Tarih 6 Mart 2014

Sabah güzel bir kahvaltı ardından çantalarımızı toparladık ve arabayı Sülüklü gölün yanında bırakarak trekking’e başladık. Yaklaşık 15km mesafedeki gölün oraya gitmeyi hedefliyorduk. Yolun başlangıç kısmından bir hilal yaparak tepeye çıkmamız gerekiyordu. Rotamız bu şekildeydi. Daha yolun başında Furkan ve Gürkan efendi gölün oradaki yamacı göstererek keşke oradan çıksaydık daha yakın olacaktı, demeye başladı. Arkadaş trekking’e gelmişsin yürümekten şikayet ediyorsun. Tamam ben de zorlandığım zamanlar neler neler söylüyorum ama içimden söylüyorum. Ekibe söylemiyorum ki kimsenin morali bozulmasın :). Hem üstelik o an söylenenler sadece o an yaşanılan zorluktan kaynaklanır. İşin güzelliği de burada ya. Hem başını derde sok hem bir sürü laf say hem de zevk al. Nasıl bir manyaklık ben de bilemedim.

İlk gün 15kmyi tamamlayamadık ve göle varamadık. Bu yüzden yolun kenarında hafif orman içi bir yerde kampımızı kurduk ve ertesi sabah fakir bir kahvaltıyla geri dönüş yoluna koyulduk. Bizimkiler kendinden bezmiş bir durumda. Bir an önce arabaya varmanın hesabını yapıyorlar. Derken tepeyi çıktık ve inişe geçeceğiz. Yine hilal taktiği yapmak gerekiyor ve işin güzel yanı bu sefer inişteyiz. Hoop derken Furkan ve Gürkan benden gizli aralarında konuştukları mevzuyu gündeme getiriyorlar. Hadi şu sol taraftan gidelim. Yamaç olan yerden ineriz hem daha yakın olur. Hem de daha çabuk varırız. Ben de tabiki bir şaşkınlık aaaa nasıl oldu da ben akıl edemedim :), değil tabiki. Bakın orası bilmediğimiz bir yol, yamaç olur, uçurum olur, çalılar kapatmış olur geçemeyiz, gidemeyiz ve de güvenli değil. Hem iniş yapacağız geldiğimiz yoldan geri dönelim dedim ama nafile adamlar bana ‘bu da çok bilmiş’ bakışı attılar. Hem bir şey olmaz macera yaşarız, daha keyifli olur diye ısrarlar ısrarlar. Burnumun dikine gittiğimi düşünmemeleri için tamam dedim. Dedim ama aklımda vadiye inince devam edemesek bile karşı tarafa çıkarız ve oradaki yoldan ineriz çözümü gelmişti. Alternatif çözümümüz olduğu için hadi deneyelim dedim ve ormanla kaplı vadiye doğru inişe geçtik.

Girişimiz güzeldi, orman pek sık değil ve eğim çok fazla olmadığından rahat rahat iniyoruz. Bizimkiler sana demiştik havalarındalar. Derken çalılar sıklaşmaya ve eğim artmaya başladı. Sağdan soldan, kıyıdan köşeden geçiş yerleri bularak devam ettik. Vadiye inmeye 20 metre kala artık çantalarımız çalılıklara takılıyordu ve yamaç o kadar dik hale gelmişti ki ağaçlardan, otlardan tutunarak iniyorduk. Vadiye inince gerisi kolay olacak rahat rahat gideceğiz düşüncesiyle bu 20 metreyi de aştık. Hooopp bir de ne görelim iki yamacın arasından dere akıyor. Tabi len ne akacaktı. Genelde öyle olur niye akıl edemedin. Bilemedim şimdi, o an bunu hiç düşünmemiştim. Bu da aklıma gelseydi hiç girmezdik. Yapacak bir şey yok, geri dönemeyeceğimiz için devam etmemiz gerekiyor. Derenin suyunun az olması bizim için büyük rahatlık oldu. Güzel güzel ilerlemeye başladık. Sanki 1 saat içerisinde Sülüklü göle ulaşacak gibiyiz. Derken bir sürpriz daha. 10 metre yüksekliğinde bir şelale. Yarım adımlarla geçebilecek bir yer bulduk ve bunu da atlattık. Bulunduğumuz yer gerçekten çok güzel ve çok bakir, ancak sırtçantalarıyla girmek için müsait bir yer değil. Ne müsaiti mümkün bile değil, bence deli saçması :). Başka bir zaman gelinip dere içi yürüyüş yapmak süper olur.

Böyle güzel düşüncelerle ilerlerken daha beter bir yere geldik. Bu kez yükseklik 20 metre civarı. Haydaaaa. Sabır taşımız çatlayacak şimdi. Ben önden geçebileceğimiz bir yer var mı diye bakınırken Furkan’a(kardeşim olur kendisi) yavaşça beni takip et dedim. Derken tutunduğu zayıf otlar koptu ve aşağıya doğru hareketlenmeye başladı. Len çocuk uçuyor aşağıya gözlerimin önünde ve benim yapabilecek hiç bir şeyim yok. Aramızda mesafe olduğundan yakalamam da mümkün değil. Çaresizce ne olacağını beklerken sağlam bir kaç dala tutundu ve durdu(2snye falan sürdü ama 2 saat gibi geldi bana). Bizde derin bir nefes aldık. O an Gürkan’ın abi benim yükseklik korkum var ben buradan geçemem dediğini hatırlıyorum :). Furkan’da zaten ne kadar yüksekte olduğumuzun ve nereye yuvarlandığının farkında bile değilmiş. Çocuk bir gitse gitti yani, yapacak hiç bir şeyimiz yok. Azrail Furkan’ı teğet geçti. Hadi geri dönüyoruz dedim ve tekrar derenin olduğu yere geldik.

Şimdi kozlar benim elime geçmişti. Haklılığım ortaya çıkmıştı. Ama ne yapayım o saçma yerde haklı olmayı. İki tarafımız da dik yamaç. Nereden nasıl çıkacağız. Geri mi dönsek ne yapsak. Diye düşünürken müritlerim bana tabi oldular ve artık sen ne dersen o. Siyaha beyaz de itiraz etmeyeceğiz diyerek kesin bir itaatle bana bağlandılar. Keşke bende birine bağlanabilseydim o an. Beni buradan çıkar diyebilseydim. Bu sırada Gürkan’dan parlak bir fikir geldi AFAT’ı arayalım bizi kurtarsınlar. Tabi Afat gelir ama 1 güne, sonrada bizi bir güzel döverler burada ne işiniz var diye.

Yapacak bir şey yok. Benim alternatif çözümü uygulayacağız, dedim. Ve 250 metre kadar yerdeki otlardan tutunarak yani sürünerek tepeye çıkmayı başardık. Burada abartı yok gerçekten yerlerde süründük. Orayı çıkarken 5 metrede bir mola verdik ve durduğumuz anda ağaçların gövdesine sarılarak dinleniyorduk. Üstelik çalılar o kadar sıktı ki bir ara çıkmayacağız düşüncesi bile kapladı. Sonra o yola ulaştık ve bir kaç saat sonra göle arabanın yanına vardık.

Zaman olarak normal yoldan gelseydik yaklaşık 2 saat daha erken gelecektik ve daha az yorulmuş olacaktık. Bundan da önemlisi hayatlarımızı tehlikeye attık. Furkan iki dünya arasında gidip geldi bile.

Demek ki neymiş; bilmediğin yola girmeyeceksin, insanların kafasını kırmasındansa kalbini kıracaksın, hayatını riske atmayacaksın, doğayla mücadeleye girmeyeceksin. Özetle efendi olacaksın..

Share this Story
Load More Related Articles
Load More By Yola Çıkmalı
Load More In Başımıza Gelenler

Facebook Comments

One Comment


  1. Burcu Gündoğdu

    19/11/2014 at 21:59

    çok geçmiş olsun İbrahim bey. Valla dikkat etmek lazım. Yazıların devamını bekliyoruz. :)

    Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Rakamlari giriniz. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Check Also

Frig Yolu da Nedir ki?

Facebook’ta Hüseyin Sarı ile arkadaşlığımızın başlamasından sonra güzel ...

Instagram

  • 2011, 2013, 2015 derken 2017'de de Kaçkar dağlarındaydım. Diğer bir deyişle her iki yılda bir toprak beni çağırıyor :)). Yıl oldu 2019. İçimde yine bir Kaçkarlara gitme hissi ama pek mümkün görünmüyor. Londra'dan oralara gitmek bu yıl için oldukça zor bir plan. 
Fotoğrafta gördüğünüz yer Öküz yatağı. Suyun yer altından çıktıktan 5dk sonra görmüş olduğu sulak ve düzlük bir alan. Harika bir çadır alanı olduğunu düşünebilirsiniz ancak burası ve buna benzer yerler kamp için uygun değil. İlk neden burası Karadeniz ve ne zaman yağmur yağacağı,  sel olacağı belli olmaz. Bir gece başlayan yağmur sizi suyun içinde bırakabilir veya alıp götürebilir. İkinci neden ise bu gibi yerler sulak olduğu için normalden soğuk hissetmenize ve gece daha fazla üşümenize neden olur. Üçüncü neden ise adından da anlayacağınız üzere bir sürü öküz var :) Bir gün Londra'dan Kaçkarlara, oradan da uzakdoğuya dogru motorla bir tur yaparım mı acaba? Neden olmasın ki 😉
  • Hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz bir yıl olması dileğiyle. 
2017 Kerpe Yolu
  • Birleşik krallıkta öyle beğendiğiniz her yere çadır kuramazsınız. Çünkü böyle  araziler ya birisine ait(bir düke ait olabilir) ya da kamuya açık alan(çok fazla günübirlik yürüyüşünün geldiği yerler) olduğundan dolayı çadır kurulması yasaklanmış. Burada çadır kurabilmek için kimsenin olmadığı  ıssız yerler bulacaksınız ya da kamp alanlarını tercih edeceksiniz. Neyse ki kamp/karavan kültürü oldukça yaygın ve etrafta çok fazla kamp alanı var. 
Snowdonia Milli Parkı, Wales
  • Bolu-Düzce sınırında kalan ve harika bir ormana sahip olan Sinekli yaylası tekrar gitmek istediğim yerler arasında. Doğa da kamp yapmayı sevenler için harika bir yer.  Gittiğinizde koruyup kollamayı unutmayın.

Sinekli Yaylası, Bolu
  • Sırada arşivimi karıştırırken bulduğum bu ilginç fotoğraf var.

Yıl 2015. Erzurum'dan Artvin'e doğru ilerliyorum. Artvin barajı etrafında kıvrıla kıvrıla yol alırken bir viraj sonrasında aniden karşıma çıkan bu manzara beni çok şaşırtmıştı. Apar topar arabayı bir yere çektim ve manzarayı izlemek yerine incelemeye başladım. Ne oluyordu orada ve nasıl bir gün batımıdır bu? Resmen dağ alev almış yanıyordu. Güneşin batarken oluşturduğu kızıllık dağ ve bulutların arasında kalınca bu güzel görüntü ortaya çıkmıştı. Güneş batınca görsel şölende bitti ben de yoluma devam ettim.  Herkes yoluna gibi bir şey olmuştu.
  • Orman her zaman sürprizlerle doludur. Bazen yaban hayvanlarını görürsünüz bazen de böyle güzel evleri. 
Dorking, London
  • Doğadayken doğayla yarışmayın ki başınıza iş açmayın. Tecrübe ile sabit 😊

Bir selam vermeyeli ve bir fotoğraf paylaşmayalı uzun zaman olmuş. 
Selamlar, saygılar 👋

Seven Sisters, United Kingdom
  • Frig fotoğraflarında gezinirken bu fotoğrafı hiç paylaşmadığımı fark ettim. 
Frig vadilerinde karşılaştığımızda biz yürüyorduk onlarsa eşekleriyle geziyordu. Muhabbete başlayınca bir ihtiyacımızın olup olmadığını sordular, yardımcı olabileceklerini söylediler. Sonrasında köydeki köpekler bize saldırmasın diye köy çıkışına kadar bize eşlik ettiler. Boyunuz küçük, yaşınız küçük ama yüreğiniz kocaman.

Takip Et