Başımıza Gelenler, Yol Hikayeleri

Ya Kampta Biri Kaybolursa

Eylül 2013

Kampta hiç kaybolan arkadaşınız oldu mu? Siz kayboldunuz mu? Evet ise ne hissettiniz? Bu seferki hikaye kampta kaybolan bir arkadaşımızla ilgili.

Yaklaşık 4-5 saatlik yürüyüşün ardından kamp alanına döndüğümüzde dinlenmek için çadırlarımıza girdik. Hava yağmurlu ve sisli. Yağmur bir başlıyor, bir duruyor. Sis de aynı şekilde dengesiz. Havanın ne yaptığı belli değil. Biraz uzanmak iyi gelecek diyerek ateşi yaktıktan sonra dinlenmek için çadıra girdim. Yarım saat bir saat dinlendikten sonra hedef yemek yapmak, ateş başında muhabbet etmek. Saat 18:15 gibi Emre ve Ramazan aksiyona geçtiler ve ateşi harlamaya başladılar. Sonra bir ses yükseldi “Sinan nerede?”. Bilmem ben çadıra girdiğimde o da çıktı  ve arka tarafa bir yere gittiğini gördüm, dedim. Ama aradan bayağı geçmişti. Bu kadar süredir ortada olmamasında bir gariplik var diyerek çadırdan çıktım ki çıkış o çıkış. Sinan gerçekten de yok. Nasıl yani? Yok valla, adam nerede bilmiyoruz. Tuvalet ihtiyacı için etrafta bir yere gitmiştir, belki düşmüştür, bayılmıştır vs. gibi olasılıkları düşünerek yakın çevreyi aradık. Ama hala yok. Saat 19 civarı. 1 saatlik yakın çevreyi aramamız sonucunda Sinan’ı bulamadık. Bu saydığım ihtimaller arasına karşına yabani bir hayvan çıkmıştır ve korkup orman içine bir yere dalmıştır senaryosunu da ekledik. Başka bir şey olamaz veya bir yere gidemez çünkü üzerinde bu yağmurlu serin havada sadece tişört vardı. Yaklaşık yarım saat içerisinde hava kararacak ve Sinan hala yok. Telefonlar zaten çekmiyor. Kocaeli’nde Menekşe Subatımı yaylasındayız. Yardım isteyecek kimse yok. Adam 2 saattir piyasada olmadığından artık olayı bir üst merciye yani Jandarma’ya taşımaya karar verdik. Menekşe yaylası ile Subatımı yaylası arasındaki düzlükte 2 metre çapında bir yerde telefon çekiyor. Bunu da bir gün önce yürüyüş yaparken keşfetmiştik.

Bize Sorsaydınız Size Oraya Gitmenize İzin Vermezdik

Arabayla düğün konvoyundaymışım gibi korna çalarak bu noktaya doğru gittim. Belki yakınlarda bir yerdedir arabanın sesini duyarsa gelir umuduyla. Tabi umut fakirin ekmeği. Önce 112 yi aradım ve bulunduğumuz yeri ve arkadaşımızın kaybolduğunu söyledim. Gelen cevap şaşırtıcı; “Burası Bursa acil, siz Kocaeli’ndesiniz orayı aramalıydınız.”. Sanki 112 den önce alan kodu kodlamışım. Ne bileyim birader hat oraya yönlenmiş işte. Sonra telefon numaramı bıraktım ve beni aramalarını bekledim. Jandarma aradı, ve aynı durumu nöbetçi komutana anlattım. Onun yorumu da oldukça ilginçti:”Neden oraya kamp yapmaya gittiniz, bize sorsaydınız oraya gitmenize izin vermezdik.”. Tamam, bunu biliyorum. Jandarmadan izin almış olmamız gerekirdi ama arkadaşımız ortada yok bu durumu değiştirmiyor. Aradaşımızın muzip bir tip olmadığını, kertenkeleden bile korkabileceğini ve bizi korkutmak için böyle bir işe kalkışmayacağını açıkladıktan sonra komutan yaylanın bağlı olduğu köyün muhtarını bulup birlikte gelecekleri söyledi. Bizden ise kamp yerine gidip onları beklememizi istedi. Hava kararmış zaten, yağmur deli gibi yağıyor, Sinan ortada yok. Ben Akut’un gelmesini beklerken ve isterken komutan onlardan yardım istememiz için önce bizim anons yaparak çevrede dolaşmamız lazım dedi. Eeee iyi de sanki ben korna çalıp gezerek farklı bir şey yapmışım. Bu problem çünkü onların gelmesi 10 u bulacak. 1-2 saatlik arama sonucunda haber çıkmayınca Akut’dan yardım isteyecek. Onlarda en iyi ihtimalle gecenin 3-4’ünde gelecekler. Eğer Sinan’ın başına bir şey gelmişse her geçen dk daha da önem kazanıyor.

Metanetimizi korumaya çalışarak kamp alanına dönerken, diğer yaylaya gidip yardım istemeye en azından fikir almaya karar verdik. Çünkü artık panik durumundayız ve aklımızda Sinan’ı nasıl bulacağımızın senaryoları fink atıyor. Ölü mü, sağ mı? Evet o kadar kötü bir durumdayız ve zaman ilerledikçe psikolojimiz bozuluyor. Yaylaki amcalardan birisi ben o delikanlıyı gördüm dedi. Yedi gibi buradaydı, yürüyüşe çıkmış ve sizde diğer yaylada kamp yapıyormuşsunuz dedi. Tarifler uyuyor bu Sinan. Ama aradan 1.5 saat geçmiş olmasına rağmen hala dönememiş olması başına bir şey geldiğini gösteriyor. Sinan’ın kendi başına kimseye bir şey demeden yürüyüşe çıktığını duyunca Ramazan’ın ve benim bir anda gözümüz döndü. Sinirden deliye döndük. Ama bir yandan da umutlandık. Sanki bulacağız gibi. Hemen arabaya atladık ve iki yayla arasındaki yolda aramak için yola koyulduk. En azından arayacağımız yer belliydi. Yolda giderken(kornaya devam) bir ışığın birden bize doğru döndüğünü gördük. Ohhhh be bulduk Sinan’ı. Sırılsıklam olmuş, rengi benzi atmış. Sinan’ı dövmek üzere yola koyulmuşken bulunca o kadar çok sevindik ki dövmeyi unuttuk.

Sinan’ın canı sıkılmış ve bizi de rahatsız etmemek için bir şey demeden diğer yaylaya kadar yürüyüp geri dönmeye karar vermiş. Dönüş yolunda çakallarla karşılaşmış ve korkup orman içerisine dalmış. Derken yolunu kaybetmiş. Bir ağaç altında oturup kendine geldikten sonra cebinde tesadüfen fener olduğunu fark etmiş ve cesaretini toplayarak yola koyulmuş. Bir gün önce etrafı gezdirip hangi yolun nereden geldiğini anlatmış olmam Sinan’ı bize geri getirdi.

Sonuç olarak yine ucuz atlattığımız ve çok korktuğumuz bir olaydı. Sevdiğiniz yakın bir arkadaşınızı ölü mü sağ mı bulacağım düşüncesine kapılmak bile oldukça kötüydü. Evet siz siz olun, biz biz olalım, herkes herkes olsun ayağını denk alsın ve habersiz iş yapmasın. Öyle de birader sen de tek başına yollara çıkıyorsun diyebilirsiniz. Ama ben hiç bir zaman güvenliğimi riske atmıyor. Yani atmamaya çalışıyorum :-)

Share this Story
Load More Related Articles
Load More By Yola Çıkmalı
Load More In Başımıza Gelenler

Facebook Comments

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Rakam girerek işlemi yapın. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Check Also

Kurumsal Hayat mı Doğal Hayat mı?

Ara sıra kendime bu soruyu soruyorum. Bir tarafta ...

Gezdiklerim Gördüklerim

Türkiye’nin Kamp Haritası

Filtrele

Yol Tarifi alın

  seçenekleri göster

Instagram

  • Iyi bir yansıma fotoğrafı çekmek için sabah erken kalkıp rüzgardan önce hareket etmelisiniz. 
Lake District Milli Parkı
  • 🇹🇷 30 Ağustos Zafer bayramımız kutlu olsun. 
Burası Snowdonia ama ben ona küçük Karadeniz diyorum :)
  • Snowdonia Milli Parkı, Wales
  • Hafta sonu Birleşik krallığın bir diğer ülkesi olan Wales'deki Snowdonia milli parkına kampa gittik. Londra'ya 6 saat uzaklıkta olması geziyi yorucu yapsa da bu güzel doğası yol yorgunluğunu kolayca unutturdu. Doğu Karadeniz'i andırdığı için de gönlümde farklı bir yeri oldu. Buraya daha fazla geleceğim kesin. Bir nevi memleket özlemi de diyebilirim :)
  • Hayattan bir günü daha bitirdik iyi mi?

Kaçkar Dağları Milli Parkı
2017 Ağustos
  • Bulutlardan gözükmese de şurada bir yerde de Kaçkar zirve var.

Bayramınız mübarek olsun, selamlar.
  • Bir gece şöyle bir yerde uyuduktan sonra hayatınızda hiç bir şey eskisi gibi olmayacak. Yüzde yüz garanti veriyorum :)
  • Trekking yapmak;
-adami yorar ama mutlu eder
-daha özgür kılar
-guzel manzaralar görmenizi sağlar
-dinç hissettirir
-akil ve ruh sağlığına iyi gelir

Var mı sizin de eklemek istediğiniz?

Takip Et