Biraz Benden Biraz Senden, Yol Hikayeleri

Kurumsal Hayat mı Doğal Hayat mı?

Ara sıra kendime bu soruyu soruyorum. Bir tarafta kurumsal hayat diğer tarafta sürekli özlemini duyduğumuz doğal hayat. Alıp başımı gidip bir dağ evinde yaşabilir miyim veya her şeyi bırakıp şehir hayatında beyaz yakalı olarak hayatımı(sonuna kadar) devam ettirebilir miyim?

Kurumsal hayatı yani düzenli geliri ve düzenli yaşadığım bir hayatı seviyorum. Yaptığın iş belli, kazandığın para belli, aylık harcamaların belli ve bunların sana sağlamış olduğu yaşam standartları belli. Üstelik tüm bunlar beni memnun ve mutlu eden şeyler. Bunlara ek olarak duşun musluğunu açtığımda sıcak su akması, klimanın düğmesine bastığımda istediğim sıcak/soğuk havayı vermesi falan filan işte. Özetle medeniyetin sağladığı kolaylıkları biliyorsunuz. Bunların hepsini de seviyorum. Sevmeyen insan varsa aşağıya yorum olarak yazsın. Neyi, neden sevmiyor? Merak ettim :). Bunları sevmeme rağmen hayatımın sonuna kadar bu hayatın içerisinde masa başı çalışan olarak devam edip, ev iş arası mekik dokuyarak emekli olduğumu hayal edemiyorum. Bu da olmuyor, bu hayal içerisinde kendimi göremiyorum. Buna karşılık her şeyi bırakıp gideyim bir dağ evinde sessiz, huzurlu ve sakin bir hayat süreyim, bağıma bahçeme bakayım, doğanın içinde öylecene takılayım ve yaşayıp gideyim diyorum. Bu da olmuyor. Bu hayalin içinde de kendimi göremiyorum. Ne kurumsal hayattan kopabiliyorum ne de doğal hayattan. Bence bir tercih de yapmak gerekmiyor. Böyle bir zorunluluk yok. Her ikisinide seçip her ikisinide yaşayabilir insan. Ben öyle yapıyorum. Hafta sonu 40km yol yürüyüp, üstüne bi dünya yol araba kullanıp, gecenin bilmem kaçında da uyuduktan sonra Pazartesi sabah 8 de bilgisayarının başında iş hayatının zorluklarına dalmayı seviyorum.

Aslında zor olan da bu; iki hayatı beraber yaşamak. Bir yandan iş hayatının zorluklarıyla boğuşmak, bir yandan kredi, kira, borç vs. gibi sorumlulukları devam ettirmek, bir yandan fırsat buldukça gezmek, hobileri gerçekleştirmek ve bir yandan da bunları yazıya dökmek. Tüm bunları yaparken de motivasyonu en üst seviyede tutmaya çalışmak. Evet, gerçekten de zor olan bu. Şöyle böyle bir şekilde ben yapabiliyorsam siz de yapabilirsiniz. Bir hayatı seçmek zorunda değilsiniz.

Ek bilgi: Fotoğrafta ortada duran Hilmi abi kurumsal hayattan emekli olmuş. Sonu ortada :)

Share this Story
Load More Related Articles
Load More By Yola Çıkmalı
Load More In Biraz Benden Biraz Senden

Facebook Comments

6 Comments


  1. ssss

    17/08/2017 at 13:16

    Haklısın. Lakin sorun evlenip çoluk çocuğa karıştıktan sonra başlıyor. Şu anda hafta sonu vaktin var dengeyi sağlayabiliyorsun.
    Çoluk çocuk olunca haftasonu zamanı çocukların ve aile hayatının sorumluluklarına gidiyor. İş ev döngüsünde yokoluyosun. Kurumsal denen saçma ama konforlu düzen omuzlarında taşıyamadığın bir yüke dönüşüyor.

    Reply

    • Yola Çıkmalı

      18/08/2017 at 09:20

      Geçtiğimiz Aralık’ta evlendim. Evlilikle ilgili bazı sorumluluklarım artsa da gezileri yapmamı engelleyecek bir şey olmadı. Bunun nedeni eşimle aynı kafada oluşumuz da olabilir. Çocuk konusunda da sen haklısın :). Çocuk ilgiye ve bakıma muhtaç olduğu için büyüyüp bir yaşa gelene kadar tüm zamanınızı alacaktır. Kendini idare edebilecek yaşlara geldiğinde(mesela 5 yaşından sonra) beraber kamp yapmanızı engelleyecek ne olabilir ki? 2 yaşındaki çocuğunu sırtında taşıyarak günübirlik yürüyüş yapanlar var. Bu fırsatı kendinize oluşturmadığınız sürece birileri sizin için oluşturmayacak.

      Reply

  2. ssss

    18/08/2017 at 15:53

    Öncelikle tebrik ederim. Uzun yıllar hep birlikte mutlu ve huzurlu olmanızı temenni ederim.
    Bizim 2 çocuğumuz var. Biri 11 diğeri 3 yaşında. Bu durumda planlarınıza bizi de dahil eder misiniz? :)

    Sevgiler selamlar :)

    Reply

    • Yola Çıkmalı

      18/08/2017 at 22:58

      Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Ne güzel çocuklardan biri kendini yürütecek yaşta diğeri için ise 2 yıl var :)

      Reply

  3. Erkan

    23/10/2017 at 15:48

    Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak elbette hoş. Fakat büyük şehirlerin insan üzerinde trafik, gürültü ve koşuşturma nedeniyle yaptığı negatif etki sonucu stres içinde yaşamak herhalde modern cezaevidir diye düşünürüm. Ben istanbul gibi bir şehirde 25 yıl yaşadıktan sonra Düzce gibi daha küçük nüfuslu bir şehirde yaşamaktan dolayı daha mutluyum. Her nekadar doğrudan doğa içinde yaşamasam bile. Zaman zaman doğanın icinde yaşamayı arzu etsem de beceremedim. Bunu ne kadar insan becerebildi onu da bilmiyorum. Bizim gibi doğa severler herhalde fırsat buldukça kendini doğanın içine atmaktan memnuniyet duyanlardır.

    Reply

    • Yola Çıkmalı

      23/10/2017 at 17:43

      Tespitleriniz çok doğru. Tamamen doğada yaşamayı çok fazla insan beceremedi, çünkü insan sosyal bir varlık. O yüzden de küçük mahalleler, köyler büyüdü büyüdü şehirleri oluşturdu. İstanbul dışına her çıkışımda bu strese bu gürültüye maruz kalmak zorunda mıyım diye çok sorguluyorum. Neyse ki bu şehirde yaşamanın bizim için en büyük avantajı doğal güzellikleri olan yerlere yakın olması.

      Reply

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

Rakamlari giriniz. * Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.

Check Also

Frig Yolu da Nedir ki?

Facebook’ta Hüseyin Sarı ile arkadaşlığımızın başlamasından sonra güzel ...

Instagram

  • 2011, 2013, 2015 derken 2017'de de Kaçkar dağlarındaydım. Diğer bir deyişle her iki yılda bir toprak beni çağırıyor :)). Yıl oldu 2019. İçimde yine bir Kaçkarlara gitme hissi ama pek mümkün görünmüyor. Londra'dan oralara gitmek bu yıl için oldukça zor bir plan. 
Fotoğrafta gördüğünüz yer Öküz yatağı. Suyun yer altından çıktıktan 5dk sonra görmüş olduğu sulak ve düzlük bir alan. Harika bir çadır alanı olduğunu düşünebilirsiniz ancak burası ve buna benzer yerler kamp için uygun değil. İlk neden burası Karadeniz ve ne zaman yağmur yağacağı,  sel olacağı belli olmaz. Bir gece başlayan yağmur sizi suyun içinde bırakabilir veya alıp götürebilir. İkinci neden ise bu gibi yerler sulak olduğu için normalden soğuk hissetmenize ve gece daha fazla üşümenize neden olur. Üçüncü neden ise adından da anlayacağınız üzere bir sürü öküz var :) Bir gün Londra'dan Kaçkarlara, oradan da uzakdoğuya dogru motorla bir tur yaparım mı acaba? Neden olmasın ki 😉
  • Hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz bir yıl olması dileğiyle. 
2017 Kerpe Yolu
  • Birleşik krallıkta öyle beğendiğiniz her yere çadır kuramazsınız. Çünkü böyle  araziler ya birisine ait(bir düke ait olabilir) ya da kamuya açık alan(çok fazla günübirlik yürüyüşünün geldiği yerler) olduğundan dolayı çadır kurulması yasaklanmış. Burada çadır kurabilmek için kimsenin olmadığı  ıssız yerler bulacaksınız ya da kamp alanlarını tercih edeceksiniz. Neyse ki kamp/karavan kültürü oldukça yaygın ve etrafta çok fazla kamp alanı var. 
Snowdonia Milli Parkı, Wales
  • Bolu-Düzce sınırında kalan ve harika bir ormana sahip olan Sinekli yaylası tekrar gitmek istediğim yerler arasında. Doğa da kamp yapmayı sevenler için harika bir yer.  Gittiğinizde koruyup kollamayı unutmayın.

Sinekli Yaylası, Bolu
  • Sırada arşivimi karıştırırken bulduğum bu ilginç fotoğraf var.

Yıl 2015. Erzurum'dan Artvin'e doğru ilerliyorum. Artvin barajı etrafında kıvrıla kıvrıla yol alırken bir viraj sonrasında aniden karşıma çıkan bu manzara beni çok şaşırtmıştı. Apar topar arabayı bir yere çektim ve manzarayı izlemek yerine incelemeye başladım. Ne oluyordu orada ve nasıl bir gün batımıdır bu? Resmen dağ alev almış yanıyordu. Güneşin batarken oluşturduğu kızıllık dağ ve bulutların arasında kalınca bu güzel görüntü ortaya çıkmıştı. Güneş batınca görsel şölende bitti ben de yoluma devam ettim.  Herkes yoluna gibi bir şey olmuştu.
  • Orman her zaman sürprizlerle doludur. Bazen yaban hayvanlarını görürsünüz bazen de böyle güzel evleri. 
Dorking, London
  • Doğadayken doğayla yarışmayın ki başınıza iş açmayın. Tecrübe ile sabit 😊

Bir selam vermeyeli ve bir fotoğraf paylaşmayalı uzun zaman olmuş. 
Selamlar, saygılar 👋

Seven Sisters, United Kingdom
  • Frig fotoğraflarında gezinirken bu fotoğrafı hiç paylaşmadığımı fark ettim. 
Frig vadilerinde karşılaştığımızda biz yürüyorduk onlarsa eşekleriyle geziyordu. Muhabbete başlayınca bir ihtiyacımızın olup olmadığını sordular, yardımcı olabileceklerini söylediler. Sonrasında köydeki köpekler bize saldırmasın diye köy çıkışına kadar bize eşlik ettiler. Boyunuz küçük, yaşınız küçük ama yüreğiniz kocaman.

Takip Et